sevgili rüzgar

Sevgili Rüzgâr,

Bu satırları yazarken Kuş Adası’ndayım. Hepinize birer mektup yazmaya karar verdim ne olur ne olmaz diye… Sanırım Kuş Adası’nın sakinliği beni etkiledi.

İlkokuldan beri ilk kez uzun uzun bir şeyler yazıyorum. Daha önce hiç ihtiyacım olmamıştı, imkânım da olmamıştı. Ama burada her şey elimin altında ve çok… kolay. Bunu seviyorum. Buna şükrediyorum. Ama el yazımı beğenmemenden endişe ediyorum çünkü pek yazı yazmadığım için düzeltme fırsatım olmadı. Eğri büğrü yazdığımı biliyorum ama umarım okuyabiliyorsundur.

Bu mektubu umarım sana bundan seneler sonra, kırk yıl sonra vermişimdir. Artık yaşlanmışızdır ve çok sıkı dostuzdur ya da… İşte, her neyse. Sana bir özel günde, örneğin bir doğum gününde ya da yılbaşında verebilirim. Böylece beraber eski günlere bakıp güleriz.

Fakat bu mektubu okuyorsan… muhtemelen gerçekleşen bu değildir. Muhtemelen ben artık yanında değilimdir ve veda etmeden gitmek istememişimdir.

Özür dilerim. Artık yanında olmadığım için. Kaybın nasıl bir şey olduğunu en iyi ben bilirim. Ama bu hayatta engel olamayacağımız kayıplar vardır. Eğer gittiysem benim için üzülmeni istemiyorum çünkü artık annemleyimdir. Onu gerçekten çok özledim.

Düşündüğünde on sekiz yıl, yaşamak için kısa bir zaman değil. Fakat bu zamanın çoğunluğunda yalnızca hayatta kaldığımı, aslında yaşamadığımı bana sen fark ettirdin. Hayatta olmak ve yaşamak. Bunlar birbirinden farklı şeylermiş. Seninle, sizinle yaşadığımı hissettim. Beni Efes’e götürdüğünüz o gün, binlerce yıl önce üstünde yaşayan bir medeniyetin olduğu o zemine ayak basınca ben de yeniden var oldum. Ya da o ilk zamanlar, beni suya birden attığın o gün… Etrafımı kaplayan denizin tuzunun yaşamakla bir ilgisi olduğunu düşündüm. Senin yaşamakla bir ilgin olduğunu düşündüm. Rüzgarlar doğanın nefesiyse şayet sen de benim nefesimsin. Ciğerlerim hayat doldu sayende, iyi ki estin Rüzgâr.

Gitmeden önce sana son bir şey söyleyeceğim. Bana nasıl yaşanacağını siz gösterdiniz. Peki ama sen yaşıyor musun bu hayatı, yoksa yaptığın şey hayatta kalmak mı? Herkesin kendine ait bir zindanı var sanırım. O zindandan çık. Yalvarırım yaşa, benim yerime bile olsa yaşa. Ciğerlerini dolduran benim anım olsun. İnsanlarla tanış, âşık ol, sev, nefret et… Denizde olmak istiyorsan denizde ol ama bir yerlerde yaşa, canım benim. Hayat yaşamamak için çok kısa.

Ben, sen beni nerede görmek istersen orada olacağım. Rüzgârın olmamı istersen ensende, yağmurun olmamı istersen saçlarındayım. Denizin olmamı istersen atladığında etrafını kaplayıp seni dünyadan birkaç saniyeliğine soyutlayan suyun damlalarıyım. Sen nereye bakarsan orada olacağım.

Seni çok sevdim. Seni çok seviyorum.

Ben yaşamasam da dünya dönmeyi bırakana dek yaşayacak bu gerçek.

Bunun seni acıtmasına değil, sana güç vermesine izin ver.

Sevgiler

Nefes’in