Bu hikâye aklıma ilk geldiğinde bir anne ve evladın çok uzun süren kavuşması olarak parladı zihnimde. Günün birinde kucağıma annesiz bir bebek doğduğunda onu nasıl bir hayat beklediğini gecelerce düşünüp durdum ve hiç tanımadığım babasına pek de güvenemediğim için hayata, insanlara, sisteme ve en çok da patriyarkaya içerledim.
Nefes ve annesinin bu kitabın sonunda kavuşacağı, başka bir deyişle annesinin Nefes’e tüm hayatını anlatacağı benim için en başından beri kesindi. Buna rağmen kitabı yazdığım aylar boyu her bir adımda bu kararımı sorguladım. Günümüzde kendi mücadelesini veren, kendi celladından kurtulmaya çalışan birçok kadın, birçok genç kız olduğunu bilirken kitabın bu sonuyla herhangi bir kız kardeşimi umutsuzluğa düşürmesinden çok korktum. Umarım bu kitap, her şeye rağmen ümitsizliğin ve korkunun değil; ümidin ve savaşmanın altını çizebilmiştir.
Kitabın sonunu tüm korkularıma rağmen mutlu bir sona çevirmedim çünkü çoğu zaman umut aşılamayı önemsesem de bazen de edebiyat, gerçek hayatı bir tokat gibi yüzümüze çarpmalıdır, en azından benim fikrimce. Nefes’in bu sonu sizde bir şok etkisi yarattıysa haberlerde görüp geçtiğiniz, kadın cinayetlerinde adı geçen yüzlerce kadını düşünmenizi rica ediyorum. Ölümleri onlar için bekledikleri bir son değildi. Yakınları için de değildi. Artık -utanarak söylüyorum- alışılageldik olan haberler kaydırılıp geçiliyor ama bazılarımız için yalnızca bir haber ya da sosyal medya içeriği olan şeyler bir başkasının gerçekliği, korkusu, sonu. Bu öykü boyunca umarım kendinizi Nefes’in yerine koymuş ve bir insanın gerçekliğinin bu olmasının ne demek olduğunu biraz olsun hissetmişsinizdir. Çünkü ancak o zaman bir şeyleri değiştirmeye başlayabiliriz. Umarım bir gün sokakta korkmadan yürüyebiliriz.
Kitapta geçen Atriyal Septal Defekt, basitçe üst iki kalp odacığının arasında bir delik olmasına verilen addır. Bu delik anne karnında oluşur ve anne karnında, normal hayattan oldukça farklı ve özel bir dolaşıma sahip olan bebeği hayatta tutar. Ancak doğumdan sonra kapanmış olması beklenir. Bu delik bazı durumlarda sebat eder ancak çoğunlukla önemsizdir ve birkaç yıl içinde kapanır. Bazı durumlardaysa yıllarca kapanmaz, eğer hasta düzenli olarak takip edilmiyorsa fark edilmeyebilir. Yıllar içinde gittikçe büyür, kalbin düzgün çalışmasına engel olur, nihayetinde kalbin anormal şekilde büyümesine neden olarak bazı sorunlara neden olur, örneğin ritim bozukluğu gibi. Kitaptaki karakterimizin hastalığı bu. Kitabın sonunda Nefes’e babası dokunmadı bile ama onun çocukluk takiplerini aksatarak, alması gereken sağlık hizmetine erişmesini engelleyerek ve yaşamını korkuyla doldurarak onu öldüren yine de babası oldu. Bunun için tetiği çekmesine gerek kalmadı. Başka türlü cinayetler vardır ve bunların en büyüğü ihmaldir.
Bu vesileyle çocukların hastalıklarının erkenden fark edilebilmesi için düzenli takip kadar önemli hiçbir şey olmadığını hatırlatmak istiyorum. Bazı hastalıklar semptom vermeyebilir ancak muayenede anlaşılabilir. Lütfen bebeğinizi, doktorunuzun önerdiği şekilde yenidoğan takiplerine, 3-12. aylar arasında 3 ayda bir, 12-24 aylar arasında 6 ayda bir takibe ve sonrasında yılda bir kez kontrole götürmeyi unutmayın. Sağlık ve yaşamak herkesin birincil hakkıdır ve tartışmaya açık değildir.
Nefes Kuş Adası’ndaki huzurlu günlerinde her bir karakterimize birer mektup yazdı. Ancak diğer karakterlerin mektuplarını, onların kitaplarında paylaşmayı hedefliyorum. Her Şey Serisi, birbirinden tamamen bağımsız fakat aynı evrende geçen kitaplardan oluşacak. Kitapları istediğiniz sırayla ve istediğiniz şekilde okuyabileceksiniz.
Öyküler okuruyla bütündür, ben tek bir hikâye yazdım ama binlerce kişi okuduysa binlerce farklı öykü oldu demektir. Nefes’in hikayesini okuyarak onu bir bütün yaptığınız için teşekkür ederim. Bir sonraki öyküde buluşmak ümidiyle,
Ayça
23.02.2026
